Yatalak bir cam kemik hastası ne kadar şey başarabilir. Önünde bunca engel varken hayata ne kadar bağlanabilir. 29 yaşında ve iyileşme umudu olmayan bir genç kız ne tür hayaller kurabilir. Annesini çocukken babasını ise birkaç ay önce kaybeden Hilal kimden destek alabilir. Bunca acıyı kaldıracak kuvvet küçücük bir bedende nasıl kendine yer bulabilir. (daha fazla…)
Gecenin ayrılığa gebe bir vaktinde karanlığın koynuna girmiş seni sayıklıyorum.
Duyuyor musun?
Satır satır kanıyorum her kelimede.
Sızlıyor musun?
Seni anlatan sayfaları çeviremiyorum bir daha okuyorum bir daha bir daha.
Umutlu musun? (daha fazla…)
->
Ellerin mi titredi, yüreğin mi. Umutlarımı vurmaya çalıştığın silahın kabzası sevgiden mi yoksa. Beni yine öldüremedin, kalamadın pişmanlıklarınla, yine döndün bana sevdiceğim. Hasrettin ellerine değdiğimde tutuşmaya, muhtaçtın sevdama, sana dair her cümlenin sonuna uluorta öpmelerinle nokta koymaya. Yine (daha fazla…)
Hayatınızda en çok değer verdiğiniz insanı yitireceğinizi öğrendiğinizde ne yaparsınız? Üstelik o hain kelime onun ağzından bir çırpıda çıkıvermişse. Ne duyarsınız yüreğinizde? Onu engellemek ya da bu zamansız vedayı biraz olsun geciktirip onunla birkaç dakikayı daha beraber geçirebilmek için nelerinizi feda edersiniz? (daha fazla…)
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. (daha fazla…)